Adanalı Ressamlar İsmet Çabuk ve İsmet Alphan, Atakent'te resim kursu açmaya karar veriyorlar. Atakent (Susanoğlu) Belediye Başkanı Hasan Uslu'nun katkılarıyla Belediye Konferans Salonu kurs verilecek atölyeye dönüştürülüyor. 01 Temmuz-01 Eylül 2010 tarihleri arası kurs verileceği afişler, bildiriler ve anonslarla halka duyuruluyor. Telefonla ilk arayan kişi Susanoğlu'nun yerlilerinden çiftçi Mehmet Bilgen oluyor. Oğlunu açılacak olan kursa göndermek istediğini söylüyor. Ders saatleri ve fiyatlar konuşuluyor ve Ferit'in kaydı yapılıyor. Ferit ve babasındaki ilgi ve istek karşısında etkilenen kurs yöneticileri Ferit'in haftanın hergünü gelmesi karşılığında yine iki gün gelenlerle aynı fiyatı vereceğini kararlaştırıyorlar.
YENİ BİR SANATÇI DOĞUYOR
Ferit verilen eğitimi hemen kavrıyor ve az zamanda çok işler başarıyor... Hocalarının dikkatini çekmeyi başarıyor ve gelecek vaadettiğini hissettiriyor. Bunun üzerine İsmet Çabuk, sahildeki yürüyüş yolu üzerinde( karakalem resim çizdiği yerde) Ferit'e karakalem şovu yaptırmaya karar veriyor... Ve birgün şov başlıyor...
Gelen geçen, kız-erkek, büyük-küçük gözlerine inanamıyor. "Bunu sen mi çizdin", "bunu sen mi çiziyorsun? " gibi sorular sormaya başlıyorlar... Bu sorular karşısında Ferit, çok şaşırtan bir cevap veriyor; "hayır ben yapmıyorum, arkamda gizli güçler var onlar yapıyorlar" diyor... Tabii bunun üzerine ilginç diyaloglar gelişiyor... Bir ara da "ben gerçek değilim ben şapkadan yansıyan hologramım, siz beni gerçekmiş gibi görüyorsunuz" demez mi! Tabi karşısındakiler şaşkın, biz gülmekten yerlere yatıyoruz... Çok ilginç bir diyalog...
HER ŞEYİN BAŞI; İLGİ VE İLTİFAT, GEREKÇE VE İSTEK
Bir insanın yeteneklerini ortaya çıkara bilmesi için ne gerekiyor? Toplum, insanları yetenekli ve yeteneksiz diye ikiye ayırıyor. Halbuki "yeteneksiz insan yoktur, yeteneğini ortaya koyamamış, ortam bulamamış ya da yanlış yönlendirilmiş insan vardır." Bu güzel söze göre herşey hazır ve doğru yerde;
Ferit resim yapmak istiyor, babası destek olmak istiyor, Adana'dan iki tane hoca gelmiş resim kursu vermek istiyor, Atakent Belediye Başkanı Hasan Uslu Konferan Salonunu kurs yeri olarak veriyor ve afiş bastırıyor. Kurs başlıyor. Herşey yerli yerinde ve tıkırtıkır işliyor. Yetenekli insanlar hazır, yeteneğini ortaya koymak istiyorlar bu bir fırsat, ortam hazır, çok tecrübeli hocaları tarafından doğru yönlendiriliyorlar. Gizli yeteneklerin ortaya çıkması için sebep yok. Aslında şaşıracak bir durum da yok... İbn-i Sina ; "Bilim ve sanat, ilgi ve iltifat görmediği yerden göç etmek zorunda kalır" diyor...
Sanata karşı ilgi var, iltifat da var, gerek duyan birileri de var. Gerek duyuluyorsa istek de oluşuyor. O zaman burada sanatçının yetişmesi ve barınması için hiç bir sebep yok.
SON SÖZ
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" M. K. Atatürk
| Ferit'ten Mona Liza gülüşü |
| Normal bir gülüş |
| İsmet Çabuk'un gıdıklamasından sonraki gülüşü |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder