İsmet Çabuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İsmet Çabuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2010 Cumartesi

Susanoğlu sahillerinde ilk karakalem ressamı: İsmet Çabuk


Uluslararası Silifke Festivali çerçevesinde resimleri sergilenen kursiyerim ve arkadaşım emekli sınıf öğretmeni İsmet Alphan'ın resim sergisi dolayısıyla Silifke'ye geldiğimde bu yaz tatilinde, tatilcilere resim kursu açma fikri oluştu. Atakent Belediye başkanı Hasan Uslu'nun desteğiyle Belediyeye ait Konferans Salonunda kurs vermeye karar verdik. Afişlerimizi ve el bildirilerimizi bastıran belediye başkanına tekrar teşekkür ederim. 

Resim Kursumuz çok büyük ilgi gördü. Tatilcilerden çok sayıda çocuk ve yetişkin kursiyer katıldı. 
Akşamları da sahilde karakalem resim yaptım. Susanoğlu'nda ilk karakalem resim yapan kişi olduğumu öğrenmem zor olmadı. Çünkü o kadar ilgi fazlaydı ki, herkes "iyi ettiniz de geldiniz, gelecek sezon da gelecek misiniz", "gelecek sezon da mutlaka gelin" gibi sözler edip benimle sohbet etmeye çalışıyorlardı... Nereli olduğumu ve bu işi nasıl ve nereden öğrendiğimi öğrenmeye çalışıyorlardı... En çok merak ettikleri konulardan biri, canlı modelden çizip çizmediğimdi. Ben de onlara çizebildiğimi, ancak akşam vakti çalışmaya çıktığım için ışığın yetersiz olduğunu anlatıyordum... Bizim işimizde ışığın yüz hatlarındaki duruşun; daha yorgun, daha solgun veya daha yaşlı yapacağını anlatmam gerekiyordu... Gündüzleri vaktimin olmamasından dolayı fotoğraftan faydalandığımızı izah etmek zorunda kalıyordum... Hazırda fotoğrafları varsa ondan, yoksa hemen dijital kameramla fotoğraflarını çekip ondan yapıyordum... Tabi o  fotoğrafı da gündüz çekmeyi tercih ediyordum...
Yani anlayacağınız, hem çalıştım, insanların bir şeyler öğrenmelerine katkıda bulundum, hemde çok güzel bir yaz tatili geçirdim.
Yeni arkadaşlar edindim; tiyatro oyuncusu ve sanat yönetmeni Ferhat Yılmaz'ı ve Osman'ı tanıyıp arkadaş oldum. İkisiyle de, yan yana tezgah arkadaşlığı yaptık. Osman; abisinin cezaevinde yaptığı boncuktan hediyelik eşyalar satıyor, Ferhat hoca ise yağlı boya resimler satıyordu. Ben de yanlarında şovalemi koymuş karakalem resim yapıyordum...
Susanoğlu'na her yaz gelenler bizi hemen fark ettiler. Daha önce, hiç sizin gibi resim yapan ve resim satan kimse yoktu dediler. Böyle sanatsal faaliyetlerin olmasından çok memnun olduklarını belirttiler.

27 Ağustos 2010 Cuma

Nezihe Tansuğ: Son ziyaretçi

Atakent Resim Kursları atölyesini son olarak ziyaret eden Adana'nın tanınmış simalarından, Nezih Sanat Evi'nin sahibi, "Halk Öğretmeni", Ressam Nezihe Tansuğ Hanımefendi ve arkadaşı, kurs yöneticileri Ressam İsmet ÇABUK ve İsmet ALPHAN ile atölye önünde.
Nezihe Tansuğ(oturan)Bayan arkadaşı ile Atölyemizi ziyareti sırasında hatıra fotoğrafı çektirdi


24 Ağustos 2010 Salı

Yaşı Küçük Geleceği Büyük Sanatçı Adayı: FERİT BİLGEN

ORTAM OLUŞUYOR, MACERA BAŞLIYOR 
Adanalı Ressamlar İsmet Çabuk ve İsmet Alphan, Atakent'te resim kursu açmaya karar veriyorlar. Atakent (Susanoğlu) Belediye Başkanı Hasan Uslu'nun katkılarıyla Belediye Konferans Salonu  kurs verilecek atölyeye dönüştürülüyor. 01 Temmuz-01 Eylül 2010 tarihleri arası kurs verileceği afişler, bildiriler ve anonslarla halka duyuruluyor. Telefonla ilk arayan kişi Susanoğlu'nun yerlilerinden çiftçi Mehmet Bilgen oluyor. Oğlunu açılacak olan kursa göndermek istediğini söylüyor. Ders saatleri ve fiyatlar konuşuluyor ve Ferit'in kaydı yapılıyor. Ferit ve babasındaki ilgi ve istek karşısında etkilenen kurs yöneticileri Ferit'in haftanın hergünü gelmesi karşılığında yine iki gün gelenlerle aynı fiyatı vereceğini kararlaştırıyorlar.
YENİ BİR SANATÇI DOĞUYOR
Ferit verilen eğitimi hemen kavrıyor ve az zamanda çok işler başarıyor... Hocalarının dikkatini çekmeyi başarıyor ve gelecek vaadettiğini hissettiriyor. Bunun üzerine İsmet Çabuk, sahildeki yürüyüş yolu üzerinde( karakalem resim çizdiği yerde) Ferit'e karakalem şovu yaptırmaya karar veriyor... Ve birgün şov başlıyor...
Gelen geçen, kız-erkek, büyük-küçük gözlerine inanamıyor. "Bunu sen mi çizdin", "bunu sen mi çiziyorsun? " gibi sorular sormaya başlıyorlar... Bu sorular karşısında Ferit, çok şaşırtan bir cevap veriyor; "hayır ben yapmıyorum, arkamda gizli güçler var onlar yapıyorlar" diyor... Tabii bunun üzerine ilginç diyaloglar gelişiyor...  Bir ara  da "ben gerçek değilim ben şapkadan yansıyan hologramım, siz beni gerçekmiş gibi görüyorsunuz" demez mi! Tabi karşısındakiler şaşkın, biz gülmekten yerlere yatıyoruz... Çok ilginç bir diyalog...
HER ŞEYİN BAŞI; İLGİ VE İLTİFAT, GEREKÇE VE İSTEK
Bir insanın yeteneklerini ortaya çıkara bilmesi için ne gerekiyor?  Toplum, insanları yetenekli ve yeteneksiz diye ikiye ayırıyor. Halbuki "yeteneksiz insan yoktur, yeteneğini ortaya koyamamış, ortam bulamamış ya da yanlış yönlendirilmiş insan vardır." Bu güzel söze göre herşey hazır ve doğru yerde;
Ferit resim yapmak istiyor, babası destek olmak istiyor, Adana'dan iki tane hoca gelmiş resim kursu vermek istiyor, Atakent Belediye Başkanı Hasan Uslu Konferan Salonunu kurs yeri olarak veriyor ve afiş bastırıyor. Kurs başlıyor.  Herşey yerli yerinde ve tıkırtıkır işliyor. Yetenekli insanlar hazır, yeteneğini ortaya koymak istiyorlar bu bir fırsat, ortam hazır, çok tecrübeli hocaları tarafından doğru yönlendiriliyorlar. Gizli yeteneklerin ortaya çıkması için sebep yok. Aslında şaşıracak bir durum da yok... İbn-i Sina ; "Bilim ve sanat, ilgi ve iltifat görmediği yerden göç etmek zorunda kalır" diyor...
Sanata karşı ilgi var, iltifat da var, gerek duyan birileri de var. Gerek duyuluyorsa istek de oluşuyor. O zaman burada sanatçının yetişmesi ve barınması için hiç bir sebep yok.
SON SÖZ
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir"  M. K. Atatürk
Ferit'ten Mona Liza gülüşü
Normal bir gülüş
İsmet Çabuk'un gıdıklamasından sonraki gülüşü

17 Ağustos 2010 Salı

Susanoğlu-Silifke ve Resim Kursundan görünümler

Buket'in keyfi yerinde... İsmet Çabuk'tan, renkli kağıtlarla boncuk yapmayı öğrendi...
Gelecek yıl çok para kazanacağı için şimdiden mutlu...
Buket'in yaptıkları kuzeni Ali'nin hiç hoşuna gitmedi...
Adanalı hemşerilerimizden bir resim sever yaptığı resimle... (Günübirlikçiler, bir ders bile olsa resim kursundan bedava faydalandılar)
Günübirlikçi Adanalı hemşerilerimizin çocukları. Bizimle ilk teması kuran Cemile (solda)
Adanalılar çocukları çalışırken fotoğraf çekme telaşındalar....
Bizim kursiyerlerle Adanalı hemşerilerimiz...
 Konyalı kursiyerimiz Fatma Selçuk
Ziyaretimize gelen sevgili arkadaşımız
Ressam Suavi Numanoğlu (sağda) İsmet Çabuk ile...
Eğitim her yerde.... Sahilde, (yardımlarını hiç bir zaman unutamayacağım )
Arif ve Ali Beylerin Cafe'sinde suluboya dersi...
Suavi Numanoğlu çöpe atılmış ilginç bir balık gördü incelerken.
( Not: Karşılaştığımız bir delikanlı bu balığın insanları ısırdığını söylüyor.
Adına da balon balığı diyor. Balon gibi şiştiğini söylüyor)
İsmet Çabuk sahil yolunda sokak ressamlığı yapıyor
(Sağda görünen tiyatro yönetmeni ve oyuncu Ferhat Yılmaz)
Silifke içinden geçen Göksu ve üzerindeki tarihi taş köprü
Silifkede ördekler
Susanoğlu'nda balıkçıların keyfi yerinde
Misafir kursiyer Alina seramik hamurundan gül yapmayı öğreniyor.
Silifkenin tarihi evleri
Sergi Sarayı
Susanoğlunda gün doğarken
Silifke müftülüğünün yanındaki cami
Almanyada doğmuş bir Türk genci ve Alman eşi
  İsmet Çabuk Almancıların resimlerini çiziyor
Susanoğlu'nda bir balıkçı teknesi
 Osman'ı, Ferhat Yılmaz sayesinde tanıdım. Bizim yanımızda abisinin cezaevinde yaptığı boncuk objeleri satıyordu. Osman; bedensel engelli, aslında Ankara'da oturan tatilci bir kardeşimiz. Onu da çok sevdim... Akülü tekerlekli bir iskemlesi vardı, onu bir araba gibi ve çok ustalıkla sürerdi. Haa, bu arada yukarıda ki resimde olduğu gibi el becerisi de çok iyidir. Yağlıboya resim  konusunda da yeteneğini konuşturdu...

12 Ağustos 2010 Perşembe